Enerji kooperatifleri




  • ENGİN DENİZ Köşe Yazıları
    • Köşe Yazısı
    • Okunma

    ENGİN DENİZ

    Dünyada meydana gelen kamu yönetimi anlayışındaki değişimlere paralel olarak, devletler ekonomik ve sosyal alandaki rollerini azaltmakta, idari, politik ve ekonomik yapıları serbestleştirmekte, farklı ekonomik modeller ile toplumların ihtiyaçlarını gidermeye yönelmektedirler. Dolayısıyla eğitim, sağlık ve yenilenebilir enerji gibi birçok farklı iktisadi alanda özel sektörler tarafından yatırımlar yapılmaya başlanmıştır. Gelişmiş birçok ülkede, kamu ve özel sektörün yanında üçüncü sektör olarak tanımlanan kooperatifler, kendi kendine yardım eden ve kendi sorumluluklarını yüklenen ekonomik toplumsal dayanışma örgütleri olarak ortaya çıkmış ve sosyo-ekonomik alandaki boşluğu büyük ölçüde doldurarak ekonominin her alanında faaliyet göstermeye başlamıştır. Özellikle yenilenebilir enerji alanında kooperatif yatırımların artması enerji piyasasında toplum için alternatif yatırım imkânları yaratmıştır.

     DÜNYADAN ÖRNEKLER

    Dünyanın birçok ülkesinde kooperatifler, yenilenebilir kaynaklardan enerji üretimini teşvik etmek amacıyla sağlanan destekler sayesinde, dünya temiz enerji üretimine katkı sağlamaktadır. Özellikle 70’li yıllarda yaşanan petrol krizi ve sonrasında enerji politikalarında yaşanan değişimler, insan varlığı için tehdit oluşturmaya başlayan çevre sorunları ve buna paralel olarak artan enerji fiyatları, çevreye duyarlı vatandaşları bir araya getirerek yenilenebilir enerji alanında kooperatifleşmelerini sağlamıştır. Bu doğrultuda, Feed-In Tariff (Tarife Garantisi Sistemi) gibi başarılı teşvik mekanizmalarının da katkısı ile yenilenebilir enerji kooperatifleri, Almanya, İngiltere ve Danimarka başta olmak üzere Kanada, ABD, Avustralya gibi dünyanın gelişmiş ülkelerinde kurulmaya başlamıştır.

     Söz konusu ülkeler içerisinde Danimarka, Avrupa’nın en güçlü yenilenebilir enerji kooperatiflerine sahip ülkesi olarak kabul edilmektedir. Bugün, Almanya ve Danimarka’da yenilenebilir enerji tesislerinin yarıdan fazlası, toplumun ekonomiye ve enerji piyasasına katılımını sağlamada önemli bir yeri olan kooperatif şeklinde kurulmaktadır. Bunun nedeni, sadece bu ülkelerde değil yenilenebilir enerji kooperatiflerinin kurulduğu tüm ülkelerde, toplumsal dayanışma bilinci ile hareket eden ülke halkının, yerel ihtiyaçlarını ve kendi enerji bağımsızlıklarını kazanma isteğidir. Bu sayede, ülkelerin yenilenebilir enerji politikaları ile ilgili yapı, ölçek ve üretimde kullandığı çeşit bakımından önemli farklılıklar olmasına rağmen, kooperatiflerin enerji konusunda diğer şirket türlerinden herhangi bir fark gözetilmeden faaliyet gösterebildiği görülmüştür.

     Özellikle Avrupa’da, enerji ve kooperatifçilik politikaları ile uygulanan olumlu teşvik mekanizmaları, kısıtlı ekonomik imkânlar ile kurulan yenilenebilir enerji kooperatiflerinin gelişimi için önemli bir itici güç olmuştur. Danimarka ve Almanya’nın bu konudaki uzun süreli başarısının yegâne sebebi, yenilenebilir enerji alanındaki teşvik mekanizmaları içinde en yaygını olan “Tarife Garantili Program”ı (Feed-in Tariff) uygulamalarıdır. Yine Kanada’nın Ontario Eyaletinde yenilenebilir enerji kooperatiflerinin bu seviyede gelişmesi, 2009 yılında uygulanmaya başlanan Tarife Garantili Program sayesinde olmuştur.

    Söz konusu kaynaklara dayalı yerel ve yenilenebilir enerji yatırımlarının, ister küçük ister büyük ölçekte, ister şehir ister kırsal alanda olsun, imece usulünün bir ürünü olarak kurulan kooperatifler çatısı altında değerlendirilmesiyle;

     - Enerjinin tüketileceği yerde üretilerek yerel kaynakların yerel halk tarafından kullanılmasına,

     - Enerji sistemimizdeki kayıp oranlarının azaltılmasına, - İstihdam oranında artışa, - Toplumun ekonomiye katılımına ve enerji konusunda söz sahibi olabilmesine,

    - Enerji piyasasındaki kartelleşmeye karşı dengeleyici bir alternatif oluşturulmasına,

    - Sermayenin tabana yayılmasına,

    - Yerel kalkınmaya,

    - Çevrenin korunmasına,

    - Ülke enerjisinin dışa bağımlılık oranlarının düşürülmesine önemli katkılar sağlanacaktır.

     Girişimcilerin yatırımlarında sosyal sorumluluk bilincini göz ardı etmemeleri gerçeği, onların kooperatif işletme modelini yeniden keşfetmelerine ve faaliyetlerini bu iktisadi enstrümanla yürütmelerine yol açmıştır. Yenilenebilir enerji kooperatifleri bu anlayışın önemli bir ürünüdür. Bu bilinç ve anlayışla yenilenebilir enerji sektöründe kooperatifler aracılığıyla alternatif bir girişim modeli yaratılarak özellikle yerel ve yenilenebilir kaynakların bölge halkı tarafından değerlendirilmesi ve elde edilen kazançtan pay almaları sağlanmıştır.

    Ülkemizde yenilenebilir enerji kooperatiflerinin kurulması için öncelikli olarak toplumsal farkındalık yaratılması ve bu alanda kooperatifleşme bilincinin geliştirilmesi gerekmektedir. Bu anlayışla, 17 Ekim 2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı”nda yer alan hedefler doğrultusunda Bakanlığımız Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan örnek ana sözleşme ile ülke genelinde bilgilendirme ve farkındalık çalışmaları yürütülmektedir. Bu ve benzeri çabalarla, enerji üretim ve tedarikine kooperatifler aracılığıyla bölge insanımızın katılımı sağlanarak bireysel tasarrufların ekonomiye kazandırılması ve enerji arzının artırılması ülkemizin geleceği adına önemli bir kazanım olacaktır.

Diğer Köşe Yazıları (9 köşe yazısı)