Türkiye’nin enerji arz güvenliği




  • ENGİN DENİZ Köşe Yazıları
    • Köşe Yazısı
    • Okunma

    ENGİN DENİZ

    Enerji, yaşadığımız çağa damgasını vurmuş bir yaşam kaynağıdır. Dünyanın enerji kaynaklarının önemi giderek artmakta ve özellikle arz güvenliğinin önemi sürekli vurgulanmaktadır. Enerji ihtiyacının ve güvenliğinin sürekli vurgulanmasında, enerjinin neredeyse tüm üretim faaliyetleri içinde yer alması yanında insanlığın daha yüksek bir yaşam standardına ulaşma ve bunu sürekli kılma isteğinin enerji teminine bağlı olması yatmaktadır. Ayrıca 1973 petrol şoku ile başlayan enerji fiyatlarındaki ani ve yüksek artış örnekleri, enerji güvenliğinin öneminin daha da iyi anlaşılmasına yol açmıştır. Dolayısıyla enerji güvenliği, ülkeler için geleceğe dönük planlama yapılması gereken konular arasında önemli bir yer tutmaktadır.    

    KAYNAK SAHİPLERİNDEKİ FARKLILIK

     Öte yandan, enerji arz kaynaklarının dünya üzerinde eşit dağılmaması ve gelişmiş ülkeler ile enerji arz kaynakları sahibi az gelişmiş ülkeler arasındaki gelişme farkları, enerji kaynakları üzerinde çekişme ve çatışmalara neden olduğundan, dünyanın geleceğinde gıda ve su yanında enerji kaynaklarının belirleyici olacağı öngörülebilir. Bu çerçevede Türkiye’nin durumuna bakıldığında, ülkemizin sanayileşme noktasında belirli bir seviyeye ulaştığı ve gelişmiş ülkeler kulübüne girmek istediği söylenebilir. Ancak bu isteğin gerçekleşmesi birçok faktör yanında enerji arz güvenliğinin de sağlanmasına bağlıdır ve fosil kaynaklar bakımından Türkiye, zengin bir ülke değildir. Bununla birlikte Türkiye, hem sürekli enerji ihtiyacı artan Avrupa ülkeleri ile hem de zengin enerji kaynaklarına sahip ülkelerle komşudur. Bu bağlamda, Türkiye’nin jeopolitik konumu nedeniyle enerji koridoru olabileceği iç ve dış çevrelerde dile getirilmekte, Türkiye’nin dünya enerji güvenliğinde ve ulaşım hatlarında söz sahibi olması durumunda stratejik ve jeopolitik olarak bölgesel güç olabileceği belirtilmektedir.

     DOĞRU ORANTILI DEĞİL

      Türkiye’nin enerji güvenliği noktasında, mevcut durum analiz edildiğinde ilk göze çarpan tespit, Türkiye’nin enerji tüketiminin ülkemizin ekonomik gelişmesiyle birlikte hızla artış gösterdiği, ancak enerji arzında aynı artışın sağlanmadığıdır. Türkiye’nin enerji üretiminin kaynaklarına bakıldığında, mevcut birincil enerji üretiminde kömür (%20,2) ilk sırayı alırken ardından toplamda %39,5 ile yenilenebilir kaynaklar gelmektedir. Petrol ve doğalgazın toplamda %31,4 gibi bir oranla üretimdeki payları görece düşük düzeydedir. Bu noktada mevcut rezervler ile üretim-tüketim ilişkisine bakıldığında, özellikle enerji tüketiminde %60’ı aşan paya sahip petrol ve doğalgaza dayalı bir tüketim yapısının Türkiye’nin enerji arz güvenliği açısından sürdürülemezliği açıkça görülebilir.

    ADIM ATILMALI

     Türkiye güneş, jeotermal, rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynakları bakımından zengin fakat kullanım potansiyelini gerekli ölçüde geliştirememiş bir ülkedir. Enerji ithalinin zorunlu olduğu ülkemizde mevcut kaynakların kullanılmasına yönelik potansiyelin arttırılması için birkaç temel adım atılması gereklidir.

    -Üniversitelerin şehir planlama, mimarlık ve bazı mühendislik bölümlerinde yenilenebilir enerji kaynaklarını içeren dersler zorunlu tutulmalıdır.

    -Konutların güneş mimarisine uygun yapılması halinde vergi indirimleri uygulanmalıdır.

    - Ülkemizin değişik bölgelerinde yenilenebilir enerji kaynakları ile çalışan örnek binalar yapılmalıdır ve halka tanıtılmalıdır.

    -Televizyonlarda enerji verimliliği ile ilgili yayınlar yapılmalıdır.

    -Kamu tarafından yaptırılan binalarda yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmasına teşvik getirilmelidir.

    -Yenilenebilir enerji kaynaklarının şebekeye bağlanması sırasında yaşanan idari sürecin kolaylaştırılması sağlanmalıdır.

    - Yenilenebilir enerji kaynaklarının şebekeye bağlanması için gereken altyapı geliştirilmelidir.

    İhtiyacının dörtte üçünü ithal eden Türkiye’nin, enerji artışı talebi yüzünden dışa bağımlılığı artarak devam etmesi yerine uygulanacak enerji politikaları sürdürülebilirlik ve arz güvenliği çerçevesinde biçimlendirilmesiyle ciddi oranda arz güvenliği sağlanabilir. Ayrıca ithal yakıtların kullanımından ziyade Türkiye coğrafyasında mevcut olan yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına ağırlık verilmelidir.

Diğer Köşe Yazıları (9 köşe yazısı)