Bir ihale hikâyesi (2003)




  • HALUK DİRESKENELİ Köşe Yazıları
    • Köşe Yazısı
    • Okunma

    HALUK DİRESKENELİ

    Uluslararası bir kuruluş, 2003 yılında elektrik piyasaları dengeleme uzlaştırma kapsamında risk analizi için açılan danışmanlık ihalesine hibe fon vermiş. Dünya Bankası normlarına uygun ihale formatında İngilizce dokümanlar hazırlanmış, ilgilenen danışmanlık firmalarının bilgilendirilmesi için İngilizce yabancı büyük gazetelere davet ilanı verilmiş. Yerli piyasamız için danışmanı olduğum Amerikan mühendislik firması ihale evraklarını word doküman olarak internetten indirmiş, incelemiş, ihaleye girmeye karar vermiş, durumu eposta ile bana haber verdiler. İlgili kuruluşa gittim, kendimi tanıttım, ihaleye katılım için ön bildirim yaptım. Ön yeterlik müracaatında bulundum. Gerekli belgeleri referansları topladım ve yazılı olarak sundum. Zaman geçti yeterlik aldık. Parasını yatırıp ihale dokümanlarını kâğıt baskı elden aldım. Kurye ile Amerika'daki şirkete gönderdim.

    ***

    Son fiyat verme gününden 1 hafta önce yabancı firmadan bana teklif dokümanları ve fiyat, "word" file olarak geldi. Güvendiğim bir print-shop baskı dükkânına gittim. Renkli olarak dokümanları bastırdım, çoğalttım, dosyaladım, yetkili olarak imzaladım, paketledim, mühürledim ve götürüp ihale son günü idareye teslim ettim. Teklifler gizli olarak açıldı. En iyi fiyat veren ilk üç firma arasına girmişiz. Cuma öğleden sonra çağrıldım. Sözlü olarak bana şöyle bir yeni şart bildirildi. Evet, ihale şartnamesi İngilizce idi, ancak idarenin İngilizce teklifleri inceleyecek teknik ve idari yetkili personeli yoktu. Tüm teklifi Türkçe olarak yeniden istiyorlardı ve Türkçe teklifi Pazartesi gününe kadar 3 gün içinde istiyorlardı.

    ***

    Amerikan danışmanlık şirketine durumu anlattım. "Böyle saçmalık olmaz, İngilizce şartnameye Türkçe teklif vermek nerede görülmüş? Bizden bu kadar, sen ne yaparsan yap" şeklinde bir cevap geldi. Önümde cumartesi ve pazar dâhil 3 günüm vardı. Çalışma odama kapandım. Word dokümanları teker teker ekrana aldım, yavaş yavaş metin üstünden Türkçeye tercüme etmeye başladım. Uyku yok, 72 saat hiç durmadan tercüme yaptım. Gözlerim karardı, arada kısa kısa uyudum, sonra devam ettim. Pazartesi sabahı ana metinler bitti, açıklamalar, şirket bilgileri kısımlarının başlıkları tercüme edildi. Sonra tekrar print-shop baskı alım dükkânında önceki işlem tekrarlandı, renkli Türkçe tercüme dokümanlar basıldı, çoğaltıldı, imzalandı, dosyalandı, paketlendi, mühürlendi ve öğleden sonra idareye teslim edildi.

    ***

    Bizim danışmanlık şirketi aynı çalışmayı daha önce ABD piyasası için yaptığından dokümanları hazırdı. Sadece güncelleme yapacaktık. Biraz seyahat masrafları maliyete eklendi. Çok makul fiyat oluşturduğumuzu sanıyorduk. Bizim fiyatımız 1.9m$ idi, işi daha başta durumdan haberdar olan ve Türkçe teklif veren, bir yerli danışmanlık firması 1.2m$ fiyat ile aldı. Fiyatları ucuzdu, ama verilen hizmet bir işe yaradı mı? Daha önce nerde uygulanmıştı? Ne biliyorlardı ki, ne öğreteceklerdi? İş âleminin insanları kaybettikleri ihalelerin sonrasını, iş yürütme safhalarını takip ederler. İşi alan firma işi nasıl götürdü öğrenmek isterler. Kazanan firma, içi boş, oradan buradan toplama kopyala yapıştır dokümanlardan oluşan bir doküman dosyasını istenen süre (1 yıl) içinde güç teslim ettiler, personele işyerinde bir kaç haftalık Türkçe eğitim yaptılar, kurum içi üst düzey personele eğitim adı altında 1 haftalık yurtdışı eğitim programı sağladılar, hibe para böyle harcandı bitti.

    ***

    Benim şirket kırtasiye masraflarım karşılığı cüzi bir parayı bana ödedi. 72 saatlik acil tercüme çalışmam için para almadım, alamadım. Detaylı bilgi almadan, işin nasıl yürüdüğünü öğrenmeden ihaleye girmemeyi böyle zor yoldan öğrendim. Uluslararası kuruluşlar ihaleye katılan diğer uluslararası danışmanlık şirketlerinin şikâyeti üstüne benzer ihaleleri hibe fonlamayı kestiler. Kamu kuruluşunun kadrosunda, o sıralar ihale teklif dosyalarını değerlendirmek için yeterli donanımda eğitimli üst düzey yetkili personel olmaması çok dikkat çekici durum idi. Bugünlerde herhalde artık böyle durumlar yok, yine danışmanlık ihaleleri açılıyor. Ancak uluslararası hibe fonlamaları sınırlı kalıyor. Kurumlar, kuruluşlar, şirketler, sonucunu bildikleri işleri, konuları, problemleri, bir de bağımsız kuruluş belgelesin, istiyorlar. Danışmanlık şirketleri de zaten bu yönde isteğe uygun çalışmalar sunuyorlar. Bu hikâyeyi İstanbul- Ankara YHT seyahati sırasında yolda iPad kullanarak yazdım. Bir kenarda dursun, belki okuyan faydalanan, yorum yapan olur.

Diğer Köşe Yazıları (13 köşe yazısı)