Nüfus planlaması




  • HALUK DİRESKENELİ Köşe Yazıları
    • Köşe Yazısı
    • Okunma

    HALUK DİRESKENELİ

    İkinci Dünya Savaşı sonrası Almanlar, çok çocuk sahibi olamadılar. Yanıp yıkılan ülkenin yeniden inşası sırasında çocuksuz yaşamak onlara daha kolay, daha masrafsız geldi. Bugün Alman toplumunun yaş ortalaması 46'yı geçti. Ortada genç nüfus kalmadı. Askerlik, polislik yapacak, zor ağır bedensel işleri yapacak, yaşlılara bakacak genç nüfus azaldı. İnşaat, tesisat, fabrikalarda bakım onarım montaj, taşıma, ulaşım, lokantalarda servis, sağlık hizmetleri, hastanelerde yaşlılar evlerinde bakım, tüm bu bedensel işler bugün yabancı genç göçmenler tarafından yapılıyor. Hatta bilgisayar programlama işleri için de genç zihinler lazım. Bu genç göçmenler Doğu ve Güney Avrupa'nın genç insanları oluyor. Göçmen olarak gelip Almanya'da ve diğer Batı Avrupa ülkelerinde zor bedensel işlerde çalışıyorlar. Sosyal Sigorta payı ödüyorlar, daha çok sigorta ödeyip daha az hasta oluyorlar, daha az sosyal sigortadan faydalanıyorlar. Aradaki fark yaşlıların bakımına harcanıyor.

    ***

    Ankara Makina Fabrikasında 1976 yılında imalat atölyesinden sorumlu mühendis olarak çalışıyorum. Yeni evlenmişim. Eşim, Bayındırlık Bakanlığında mimar. Henüz çocuğumuz yok. Fabrika lojmanında kalıyoruz. Yurtdışına, Sovyetler Birliği'ne Birleşmiş Milletler bursu ile eğitime gönderildim. Orada üç ay kaldım, yurda döndüm. Öğle vakti, tüm genç mühendisler yürüyerek 2 km ötedeki lokantaya gidiyoruz, yemek sonrası yine yürüyerek işe dönüyoruz. Bir gün yanımda kimseler yok. Yalnız yürüyorum. Karşıdan emekliliği yaklaşmış, herhalde 60-65 yaşlarında, fabrikanın tecrübeli tahmil tahlile postabaşısı (foreman) Ahmet Kartal geliyor. Normalde selamlaşıp yollarımıza devam edeceğiz. Üstünde iş tulumu yok, günlük kıyafeti var. İzinli, herhalde şehirde bir işi var, onu halletmeye gidiyor. Yaklaştı, yaklaştı, selamlaştık, durdu, konuşmaya başladı:

    "Mühendis bey, genç bekâr yeni mezun mühendis olarak fabrikamıza geldin. Askere gittin, döndün, evlendin. Aradan iki yıl geçti. Çocuğunuz hala yok. Çocuksuz evlilik yürümez. Çocuk evin bağıdır, mutluluğudur, neşesidir, her şeyidir. Bizler sizlerden endişeliyiz. İkiniz de lütfen bir doktora görünün. Beslenmene dikkat ediyor musun? Eşinin sağlığı nasıl? Siz iyi doktor bilmiyorsanız biz size tavsiye edelim. İleri yaşlarda isteseniz de olmaz. Kendinize iyi bakın ve bakabileceğiniz sayıda çocuk yapın." O gün orada ne diyeceğimi bilemedim. Şaşkın bir halde yolun ortasında kalakaldım. Yaşlı olmanın verdiği bilgelikle, içtenlikle, samimiyetle bana baba tavsiyesi verdi. Çok haklıydı. Evet, gençtik acelemiz yoktu. Ancak onun haklı olduğunu şimdi daha iyi biliyorum. Daha sonra nasip oldu, iki oğlumuz doğdu, onları iyi büyütmek için eşim ve ben elimizden geleni yaptık. Zaman geçti, “keşke daha çok çocuğum olsaymış” diyorum.

    ***

    Yüksek hızlı trenle İstanbul’dan Ankara'ya geliyordum. Yanımdaki beyle muhabbet ettik, laf lafı açtı. Çorum Sungurlu ilçesinde bir dönem mahalle muhtarlığı yapmış. "Beş kız evlendirdim, üç de oğlum var" dedi. "Torun kaç tane?" diye sordum. "Otuz torunum var" dedi. "Ne mutlu sana" dedim.

    Burada aile planlaması, bakabileceğin kadar çocuk sahibi olma gereği kavramları devreye giriyor.  Bu işin bir arası, dengesi var. Bakamayacağın kadar çocuk sahibi olmak hesapsızlık, bu doğru değil. Ama maddi gücün varsa, onlara iyi bakabiliyorsan, eğitimlerini sağlayabiliyorsan, çok çocuk sahibi olmak güzel bir şey. İnsanın ve milletlerin zenginliği mal, mülk para değil, zenginlik sağlıklı mutlu iyi eğitim almış çocuk sayısıyla doğrudan ilgili. Çok torunu olan, onları sağlıklı mutlu iyi eğitimli büyüten insanları hayatta başarılı insanlar olarak görüyorum.

    ***

    Nüfus politikası bir devlet politikası… Bizim yaş ortalamamız 29 yaş civarında. Aile içi yardımlaşma, dayanışma bizim en büyük zenginliğimiz. Yaşlanınca Batı Avrupa'da olduğu gibi yaşlılar evinde unutulmak var. Almanya'da yaşlılar evinde unutulmak korkunç bir durum. Orada ortalama yaşam süresi bir yıldan az. Bizim toplumumuzda olduğu gibi büyük ailenin dayanışma ortamında yaşamak da var. Seçim size kalmış. 

    Ailenin çok çocuk sahibi olması tamamen annenin, yani kadının inisiyatifidir. Biyolojik babanın ve devlet babanın bu konuda yapabilecekleri sınırlıdır. Kadın istemezse, mutsuz ise, ailenin maddi imkânları iyi değil ise, beslenme sağlık ve eğitim yetersiz ise; kadın çocuk yapmaz. Para kazanıyorsanız, maddi imkânlarınız iyi ise, eşinizi hoş tutun, o da size çok çocuk versin. Yaşlı bilge Tahmil Tahliye Foreman'nın yıllar öncesinden hepimize tavsiyesi böyle.

     

Diğer Köşe Yazıları (13 köşe yazısı)