Suudi-ABD flörtü bozuluyor mu?




  • HARUN UYSAL Köşe Yazıları
    • Köşe Yazısı
    • Okunma

    HARUN UYSAL

    Çok değil bundan 13 yıl önce, ABD Başkanı Bush’un Ulusal Güvenlik Danışmanlığını yapan Condolezza Rice tarafından formüle edilen görüşler doğrultusunda Orta Doğu’nun yeniden yapılandırılması kararı alınmıştı. Bu kararlar “Arap Bahar”ı denilen karakışın arka planını oluşturuyordu. Rice tarafından yazılan “Transforming the middle east” başlıklı makale ile fitil ateşlenmiş ancak bunun uzun süreli olacağı öngörülmüştü. Nitekim de öyle oldu. Hatta bu bir bakıma Suriye’de istenen sonuçları da vermedi.

    Condolezza Rice on yıl içerisinde bölgede bir ABD-Orta Doğu Serbest Bölgesi hedeflediklerini ve bunun merkezinde de Suudi Arabistan’ın bulunacağını müjdeliyordu.

    Bu durumda Libya Mısır, Yemen ve Suriye’deki iç savaşlardan dolayı S. Arabistan’ın eline kan bulaştığı kolaylıkla anlaşılıyor.  

    Suudiler sadece Arap Baharı konusunda değil örneğin petrol fiyatlarının düşürülmesinde de ABD tarafından kullanıldı.

    Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı ilhak etmesi üzerine ABD, petrol fiyatlarını düşürmeye endeksli yeni bir senaryoyu devreye soktu. ABD yönetimi bu senaryoda Rusya’yı hizaya getirmek için Suudi Arabistan’ı sopa olarak kullanmayı yeğledi.

    Amerikan planı sonucunda 2014 yılının yaz başlarında 115 dolar olan ham petrolün varil fiyatı, şimdilerde toparlanma trendine girdiyse de, 30 doların altına kadar geriledi. Fiyattaki bu düşüş gelirlerinin yüzde 90’ını petrolden sağlayan Suudi Arabistan’ı daha çok vurdu. 

    Şimdi IMF tarafından açıklanan raporda iflası konuşuluyor. Petrol fiyatlarında sadece 2015 yılındaki fiyat düşüşünün Suudi Arabistan’a 73 milyar dolara mal olduğunu belirtiliyor.

    Ekonomisi iflas sürüklenen Suudi Arabistan, bir yandan da Yemen’de Şiilere karşı savaşını sürdürüyor. Bunun bir sonucu olarak da 2015 yılında askeri harcamaları 80.8 milyar dolara yükselmiş durumda. 

    Bu arada S. Arabistan’dan iflas haberleri geliyor. Suudi basınında yer alan haberlere göre, Zor durumda olan ve Suudi Arabistan ile Ortadoğu’nun  en büyük şirketlerinden biri olan Bin ladin firması 50 bin işçisini çıkarıyor.

    Suudiler ekonomik sorunlarla cebelleşirken bir yandan da  Ortadoğu’da ağırlıklarını hissettirmek istiyorlar.  Kendi İslam anlayışlarını diğer Müslüman ülkelere ihraç ederek uluslar arası kamuoyunda yıldızı gittikçe parlayan İran’a karşı Sünni bir cephe oluşturmanın peşinde koşuyorlar.

    Ancak saldırgan tutumları nedeniyle neredeyse kendileri yalnız kalmak üzereler.  Şu anda Katar ve Türkiye ile ilişkilerini sorunsuz götürüyor gibiler. Ancak bu ilişkilerin değişen konjonktüre göre şekilleneceğini tahmin etmek zor olmasa gerek.

    Tabii bu arada ABD ve Batı ile de araları bozuldu. Örneğin Alman gizli servisi BND’nin bir raporunda, Suudilerin Ortadoğu’da giderek istikrar bozucu bir rol oynadıkları belirtiliyor. Almanya Başbakanı Merkel’in yardımcısı Sigman Gabriel de geçenlerde Suudi rejimi için olumsuz paylaşımlar yaptı. 
    The Observer’de Suudi Arabistan’la ittifakın İngiltere’nin güvenliğini olumsuz etkilediği yazılıyor. 

    ABD ile sorunları ise ayyuka çıkmış durumda. ABD kamuoyu Krallığın 11 Eylül’le bağlantısını sergileyen ünlü 28 Sayfanın gizliliğinin kaldırması için yönetime baskı yapıyor. Suudi rejimi de buna tepki olarak Obama’yı ülkelerini ziyarette düşük düzeyde karşılıyor, yetmiyor ellerindeki 750 milyar dolarlık ABD kâğıtlarını satmakla tehdit ediyorlar.

    Ucuz petrol ABD’deki kaya gazı şirketlerini de vuruyor. Akaryakıt fiyatının düşmesi kaya gazını şimdilik karlı olmaktan çıkarıyor ve arama faaliyetleri sekteye uğruyor. Bu şekilde Suudiler ABD enerji şirketlerini piyasadan silmeye çalışıyorlar.

Diğer Köşe Yazıları (4 köşe yazısı)