Hedeflerine ulaşamayan Euro Bölgesi




  • LİNA BAROKAS Köşe Yazıları
    • Köşe Yazısı
    • Okunma

    LİNA BAROKAS

    Merkez bankalarının genişlemeci hamleleri, ek teşvikler, negatif faiz ve helikopter para gibi söylemler 2016 yılına damgasını vurdu. Bu adımların ne ölçüde hedeflerine ulaşmakta başarılı olduğunu Avrupa Bölgesi’ni ele alarak inceleyelim.

    ***

    2008 krizi sonrası enflasyon yaratamayan Euro Bölgesi için piyasa aylarca Avrupa Merkez Bankası’ndan (AMB) olası bir hamle beklerken, 8 Mayıs 2014 tarihinde düzenlenen basın toplantısında AMB Başkanı Draghi’den ilk açıklamalar geldi. Müdahalenin an meselesi olduğunu, gerekli olduğu takdirde Haziran 2014’te harekete geçemeye hazır olduklarını belirtti. Bu açıklamaların üzerine Haziran ayı başında AMB, politika faizini yüzde 0,25’ten yüzde 0,15’e, marjinal borç faizini ise yüzde 0,75’ten 0,40’a ve gecelik borç alma faizini de 0’dan -0,10’a indirdi. Bu noktada negatif faizin ne anlama geldiğini hemen açıklayalım.  Ekonomiyi canlandırmak için uygulanan politikalardan biri olan negatif faiz, merkez bankasının mevduat bankaları para yatırınca faiz vermek yerine üstüne para alacağını söylemesidir. Bu durumda merkez bankası, mevduat bankalarını hane halkına kredi vermesi için teşvik ediyor diyebiliriz. İkinci olarak ise Targeted Long Term Refinancing Operations (TLTRO) adı ile bankalara likidite vermeye başladı. Mart 2015’te uygulamaya koymak üzere AMB, 18 aylık bir süreci kapsayan (2016 Eylül ayına kadardı fakat sonradan Mart 2017’ye kadar uzatıldı) ve yaklaşık 1.140 milyar Euro’luk alım miktarı belirledi. Talebi canlı tutmaya çalışan AMB ilk başta hedeflerine ulaştı ve EURUSD paritesi 1,1300 yakınlarında dengelendi. Daha sonra yapılan bir açıklama ile mevduat faizleri yüzde -0,30’a indirildi. Faizin daha da indirilmesi, ekonomideki talebin yeterince canlanmadığına ve daha fazla teşvike ihtiyaç bir işaret olarak anlaşılabilir.

    ***

    Euro, diğer paralar karşısında değer kaybetmesine rağmen, Avrupa Bölgesi hedeflediği enflasyon rakamlarına ulaşamadı. Aynı zamanda yapılan genişleme miktarı piyasaların beklentisinin altında kaldığı için Euro varlıkları kısmen değer bile kazanmıştı. Bugün ise bu durumu Japonya Yen’inde gördük. Son açıklanan görülmemiş büyüklükteki ek teşvik paketi piyasaları tatmin etmediğinden Yen değer kazanımına devam etti. (Burada “piyasa beklentisi” algısının ne kadar önemli olduğunu da görüyoruz.) AMB, Mart 2016 gerçekleştirdiği toplantıda ise piyasaların beklentisi doğrultusunda negatif mevduat faizini daha da indirdi, varlık alımını ise aylık 60 milyardan 80 milyar Euro’ya yükseltti. Fakat bunun yanı sıra piyasanın beklemediği bir hamle daha atarak politika faizini yüzde 0,05’ten yüzde 0’a indirdi ve özel kesimden gelecek yatırımları arttırmak için uygun kredi koşulları oluşturdu.

    ***

    Peki, Euro Bölgesi verilerine baktığımızda, iç talep ne kadar canlandı, parasal genişleme işe yaradı mı? 2014 yılının mayıs ayında yıllık bazda enflasyon rakamı yüzde 0,3 iken, çekirdek enflasyon ise yüzde 1,0 olarak gerçekleşmiş. İşsizlik oranının ise yüzde 11,8 olduğunu görüyoruz. Geride bıraktığımız haftada ise Euro Bölgesinden açıklanan veriler hayal kırıklığı yarattı. Ağustos ayı enflasyon rakamı yüzde 0,2 (Temmuz 0,2%) ve çekirdek enflasyon rakamı ise yüzde 0,8 (Temmuz 0,9%) açıklanarak beklentilerin altında kaldı. İşsizlik oranı ise yüzde 10,1 ile değişim göstermese de, yüzde 10 beklentisini karşılamadı. Avrupa’nın en büyük ekonomisi Almanya da 2016 yılının 2. çeyreğinde hız kaybetti ve 2. Çeyrek büyüme rakamı 0.4% olarak açıklanarak %0.2 beklentisinin üzerinde kalsa da  1. Çeyrek büyüme rakamı %0.7’ye kıyasla azaldığını görüyoruz. Bu hafta açıklanan işsizlik oranı ise değişim göstermeyerek %6,1 olarak beklentiler doğrultusunda açıklandı. Her ne kadar tüketici fiyat endeksi beklentilerin altında ve sıfır olarak gerçekleşse de, aylık perakende satışlar %1,7 artış gösterdi. Eylül ayı için özel tüketim harcamalarında bir artış söz konusu olabilir, fakat bu hafta açıklanan Euro bölgesi güveni de gerileme göstermesi, işletme yatırımları için parlak bir gelecek oluşturmayabilir. Brexit sürecinin henüz tam olarak başlamamış olması da bu gerilemede etkili olabilir.

    ***

    Son verilere baktığımızda genişleyici para politikasının henüz Euro Bölgesi için yeterli olmadığını görüyoruz. Özellikle “henüz” diyorum çünkü 2008 küresel krizinden sonra faizleri indiren ABD ekonomisini dikkate alırsak, bu sürecin yaklaşık 5 sene sonrasında tahvil alımını bırakarak, faizleri yükseltme söylemine başladığını ve ilk olarak 2015 Aralık ayında faiz oranını yükselttiğini görebiliriz. Japonya Merkez Bankası da tahvil alımlarına başladı ve 2016 senesi başında ilk defa negatif faize geçen Japonya’da hala ek teşvikler ile parasal genişleme programına devam ediyor. Euro Bölgesinin ise farklı yapıdaki ekonomisi olan birçok ülkeden oluşması, diğer ülkelere kıyasla ortak bir ekonomi politikasını sürdürmede ve uygulamada güçlük oluşturuyor. Ama Euro Bölgesi için henüz başarısız oldu demek için erken olabilir. En azından Euro’daki değer kaybı ile son aylardaki Euro bölgesi ticaret dengesinde bir iyileşme olduğunu görüyoruz. Verilere baktığımızda, para politikasının enflasyon yaratmada tek başına yeterli olmadığını görüyoruz. Euro Bölgesi’nin maliye politikalarını da değerlendirmesinin vakti gelmiş olabilir. 

Diğer Köşe Yazıları (3 köşe yazısı)