Rodos ve İstanköy Türkleri -3




  • MUSTAFA KAYMAKÇI Köşe Yazıları
    • Köşe Yazısı
    • Okunma

    MUSTAFA KAYMAKÇI

    “Ege’nin Unutulan Rodos ve İstanköy Türkleri/1-2” adlı yazılarımda , Rodos ve İstanköy ağırlıklı olmak üzere Onikiada’da yaşayan ve sayıları 6 bin civarında olan bir Türk nüfusun da bulunduğunu, ancak Yunan makamlarının, 1923 yılında Lozan Barış Antlaşması imzalandığında Onikiada’nın İtalyan yönetimi altında olduğu gerekçesiyle söz konusu soydaşlarımıza “azınlık” statüsü tanımadığını belirtmiş, Rodos ve İstanköy’de yaşamakta olan Türklerin  Eğitim ve Türkçe Öğrenme Hakkı, Din ve İbadet,Vatandaşlık Sorunu,Osmanlı Türklerinden Kalan Kültür Mirası,Vakıflar ve Nefret ve Baskı Ortamı gibi sorunlarını kısaca özetlemiştim.

     Bu yazıları düşmanlığı körüklemek için değil, tam tersine kalıcı bir dostluğu oluşturmak amacıyla, gerçeklerin bilinmesinde yararlı gördüğüm için kaleme almış bulunuyorum. Çünkü dostluğun oluşturulabilmesi için, öncelikle aradaki sorunların ortaya konulması ve bunların kamuoylarınca tartışılması gerekli olduğuna inanıyorum. Aksi durumda, “Türk-Yunan Dostluğu sözde kalabilir” diye düşünüyorum. Bunlar yapılmazsa, kimi zamanlar ilişkiler birdenbire geriliyor. Her zaman karşılaşılan bir olayı örnek verelim. Ege Denizi’nin Uluslararası Hava Sahası’nda Türk ve Yunan uçakları ara sıra dalaşıyor. Türkiye, bu uçuşların Nato’nun bilgisi kapsamında olduğunu bildirmesine karşılık Yunanistan bu alanın kendi egemenlik alanı olduğunu iddia ediyor.

     KALICI DOSTLUK İÇİN

     Öncelikli önerim şu; Yunan kamuoyunda Türkler için varolan yanlış ve tutarsız bilgiler ortadan kaldırılmalı. Bunun için Yunan tarihi ve ders kitapları, nesnel olarak yeniden yazılmalıdır. Bu konuda, özellikle Yunan aydınlarına büyük görevler düşmektedir.

    İkinci önerim; Yunanistan ve Türkiye arasında öğrenci değişimi yapılmalı. Bu değişim, yakın sınır kentlerinden başlayarak geliştirilebilir. Öğrenci değişiminin başarısı için, tarafların dillerini öğrenmelerinde yarar vardır.

    Üçüncüsü; yerel yönetimler arasında bağlantılar kurulmalı. Ancak, kardeş kentler ilan edilirken bile, düşmanlıkları körüklemekten kaçınmayan Yunanistan’a büyük görevler düşüyor. Bilindiği üzere, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Selanik’i kardeş şehir olarak kabul edeceği sırada, Selanik Belediyesi «Sözde Pontus Soykırımı Anıtı”nı dikiverdi. Bunun üzerine haklı olarak, kardeş şehir konusu İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından askıya alınmıştı. Günümüzde kardeş şehir projesi yeniden gündeme alınmış görünüyor.

    Dördüncü önerim daha da pratik; Türk-Yunan halkları birbirlerini yeterince tanımıyor. Bu amaçla, iki ülke arasında turizm geliştirilmeli.Bu konudaki kısıtlar da yine Yunanistan’dan geliyor. Vize almada önemli güçlükler var. Özellikle, Yunanistan doğumlu olan, ancak Türkiye’ye göç etmiş Türklerin vize alması kimi zamanlar neredeyse olanaksız. Vize sorununun çözümlenmesi ile gidiş-gelişler hızlanabilir. Böylelikle Yunanlılar, Türkleri yakından tanıyabilirler ve herhangi bir kötülüğün ya da saldırının gelemeyeceğini görebilirler.

     Kısaca, Türk-Yunan dostluğu nasıl kalıcı olabilir sorusunun, birbiriyle bağlantılı birçok yanıtı var. Burada en önemli konu, Yunan halkının Türklere karşı beslediği duygular ve düşüncelerdir. Bunların, zaman süreci  içinde düşmanlıktan dostluğa dönüşmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, tekrarlayalım ve gerçekçi olalım; düşmanlığı siyasetçilere bağlamak ve halklar arasında düşmanlık yoktur yaklaşımı, havada kalıyor. Yunan siyasetçileri, Yunan halkında var olan duygu ve düşünceleri kullanıyor.

    Ancak, Türkler ve Yunanlılar arasındaki kavgayı, emperyal güçler de olabildiğince besliyor.

    Küresel sermayenin, Türkiye ve Yunanistan üzerindeki çıkarları kadar Yunanistan’ın Türkiye üzerine beslediği emellerini soyutlayarak çözüm yollarını aramak beyhude bir yaklaşım olarak görülmelidir. Örneğin, ayrılıkçı terör örgütüne yataklık yapması, terör örgütü başının bir Yunanistan Büyükelçiliği’nde saklanması rastlantısal mıdır?

    Yunanistan 19’uncu asırdan beri küresel sermayenin, o zaman ki deyişle düvel-i muazzamanın gözdesi bir ülke olmuştur. Yunanistan, emperyal güçler tarafından geçmişte Osmanlı Devleti’ne olduğu gibi, bugünde Türkiye için kullanılmak istenmektedir. Bu konunun Türkiye’deki bütün güçler, siyasal partiler ve toplumsal sınıflar açısından  bilinmesi gerekmektedir. Yunanistan ile sağlıklı ilişkiler ancak bu gerçeğin ışığı altında gerçekleştirilebilir.

     Not:

    8 Mart 2016 günü, Başbakanımız Ahmet Davutoğlu ile Yunanistan Başbakanı Aleksi Çipraz,İzmir’de bir araya geldiler ve ticari ağırlıklı anlaşmalara imza attılar.Bu durumun,Ege’yi paylaşan her iki milletin yararına olacağı  konusunda  herkes hemfikir oldu. Bu  kapsamda Türkiye’deki Rodos ve İstanköy kökenli Türkler  ile onların adalarda yaşamakta olan soydaşları dostluğun kalıcı olarak kurulması konusunda atılan bu adımları sevinçle karşılamışlardır.

Diğer Köşe Yazıları (6 köşe yazısı)