Avrupa’da yeni bir bankacılık krizi




  • PROF.DR.ARİF ESİN Köşe Yazıları
    • Köşe Yazısı
    • Okunma

    PROF.DR.ARİF ESİN

    Deutsche Bank’ın mali zorluklarla baş edememesi halinde bunun Avrupa’daki tüm bankacılık sektörünü etkileyeceği ve 2008 krizinden daha derin bir ekonomik krizle karşı karşıya kalınabileceği ihtimali kuvvetleniyor.

    ***

    Geçtiğimiz yıl temmuz ayında CEO olarak atanan John Cryan tarafından ekim ayında açıklanan 2020 Stratejisi’ne göre, banka Arjantin, Şili, Meksika, Peru, Uruguay, Danimarka, Finlandiya, Norveç, Malta ve Yeni Zelanda gibi ülkelerin bulunduğu, dünya genelinde 10 ülkedeki faaliyetlerine son vereceğini ve yaklaşık 35 bin kişinin işten çıkarılacağı duyuruldu. Bunun yanı sıra Deutsche Bank’ın Almanya’da 200’den fazla şubesini kapatacağı ve Postbank iştirakini satacağı açıklandı. ABD Merkez Bankası’nın stres testini geçen Deutsche Bank, AB’deki stresi testini ise kıl payı geçmeyi başardı.

    ***

    Özetlemek gerekirse krizin nedenleri olarak; kötüleşen küresel ekonomik görünüm, negatif faiz oranlarının yanı sıra ABD makamlarıyla yaşanan sorunlar ve sermaye sıkıntıları görülüyor. Bilindiği gibi Deutsche Bank, ABD Adalet Bakanlığı ile 2005-2007 yıllarında gerçekleştirilen konut kredisine dayalı menkul kıymetler faaliyetleri konusunda müzakere ediyordu. Banka son olarak, sorunlu kredilerden dolayı ABD’nin talep ettiği 14 milyar dolarlık uzlaşma bedelini ödemeyeceğini açıklamıştı.

    Piyasalarda hâlihazırda sorulan soru ise “Deutsche Bank buzdağının görünen kısmı olabilir mi?” Deutsche Bank’ın Almanya’nın en büyük, dünyanın ise altınca büyük özel bankası olması, bu banka ile ilgili mali endişeleri haklı çıkaracak nitelikteyken akıllara Avrupa’daki diğer bankaların durumunu getiriyor. Önümüzdeki günlerde Hollanda’nın en büyük bankası olan ING’nin de yeniden organizasyona gideceğine ve binlerce kişiyi işten çıkaracağına dair haberler yer alıyor. İtalyan bankalarının durumu da pek parlak gözükmüyor. Bu bankaların milyarlarca avroluk kredi borçları özellikle Avro Alanı ve AB ekonomisi için ciddi bir risk teşkil ediyor.

    ***

    Pek çok kişi krizin derinleşmesi halinde Alman hükümetinin duruma müdahale edeceğini düşünüyor. Hatta Alman Maliye Bakanlığı’nın bankaya ait bazı birimlerin başka bankalara satılmasını ve satış işlemlerinin devlet garantisi altında yapılmasını planladığı, AB ekonomi bürokratlarının da bunu desteklediği belirtiliyor.

    Toplam 1,8 trilyon aktif değeri ile Almanya ekonomisinin yaklaşık yarısı büyüklüğünde olan bankaya, şimdilik bir müdahale olmayacağı ve yardım yapılmayacağı Almanya Başbakanı tarafından açıklandı. Ancak gizli görüşmeler yapılıyor olabilir.

    ***

    AB açısından bakıldığında endişelerin çok da yersiz olmadığını söylemek gerekiyor. 2008 yılındaki küresel mali krizden son derece olumsuz etkilenen AB ekonomisinin, ekonomik toparlanmanın filizleri taze iken tekrar bir sarsıntıyı nasıl atlatacağı soru işaretlerini beraberinde getiriyor. Özellikle son yıllarda pek çok kriz ile sınanan AB’nin, son olarak mülteci krizi ve Brexit ile baş etmeye çalıştığı malum. En sağlam kale olarak görülen Almanya’nın sarsılması, Euro Alanı’nın geleceğini tehlikeye atacaktır. 

Diğer Köşe Yazıları (11 köşe yazısı)