FETÖ/PDY karşı mücadele ve AB




  • PROF.DR.ARİF ESİN Köşe Yazıları
    • Köşe Yazısı
    • Okunma

    PROF.DR.ARİF ESİN

    Türkiye’de kamuoyu 15 Temmuz silahlı kalkışmasının sivil-asker elbirliği ve işbirliği ile bastırılmasını bir demokrasi zaferi olarak kabul etti. Darbe girişiminin önlenmesi ve darbe girişiminden sorumlu olan örgütün bertaraf edilmesi süreci, Avrupa Birliği’nde birçok çevre tarafından tam aksine bir gelişme olarak algılandı ve AKP’nin muhalefeti susturma gayretlerine bir kılıf bulunduğu şeklinde kabul görmeye yüz tuttu.

    ***

    Avrupa Birliği’nin darbe girişimine tepkisi öncelikle darbeyi kınamak yönünde olurken, darbe girişimi sonrasında alınan kapsamlı önlemler, binlerce kişinin tutuklanması, işten el çektirilmesi, üniversitelerin, gazetelerin kapatılması Birliği endişeye sevk etti ve demokrasi ve hukukun üstünlüğü vurgusu tüm demeçlerde öne çıktı.

    ***

    Darbe sonrası Batı’ya yönelik sitemleri gideren ilk önemli ziyaret, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland’ınki oldu. Jagland, Türkiye’nin üyesi olduğu Avrupa Konseyi’nin temsilcisi olarak, Türkiye’nin nabzını tuttu. Darbeye karşı çıkarken hukukun üstünlüğü sınırlarının zorlanmamasını hatırlattı. Özellikle de Türkiye’de idam cezasının geri getirilmesi AB ile ilişkileri derinden sarsar ve üyelik müzakerelerinin kesilmesine neden olabilir söylemi ön plana çıktı. Bu aşamada Hükümetin gizli bir gündemi olmadığı, alınan önlemlerin haklı gerekçelere dayandığı yönünde AB çevrelerinin bilgilendirilmesi ve gelişmelerden anı anına haberdar edilmesi büyük önem taşımaktadır.

    ***

    Son gelişmeler karşısında AB’nin yaklaşımı Türkiye’nin “Avrupa” kavramının dışına düşmekte olduğunu göstermektedir. Türkiye’nin Avrupa güvenliği ve istikrarı açısından önemi ve Türkiye’de demokrasi ve modernleşme açısından Avrupa kriterlerinin belirleyiciliği düşünüldüğünde bunun istenmeyen bir gelişme olduğu kuşkusuzdur. AB’nin Türkiye’ye karşı dışlayıcı ve yargılayıcı tutumunu gözden geçirmesi gerektiği gibi, Türkiye’de de liderlerin Batı karşıtı söylemi yumuşatmaları büyük önem taşıdığı aşikârdır.

    ***

    Mülteci krizi sırasında nasıl AB liderleri ve AB kurumları yetkilileri, Türkiye’yi sık sık ziyaret etmiş ve bu konuda bir anlaşma sağlamak için çaba sarf etmişse, şimdi de ayın şekilde Türkiye ile birlikte çalışmaları ve Türkiye’nin içinden geçtiği bu yeniden yapılanma sürecinde Türkiye’ye yardımcı olmaya hazır oldukları mesajını vermeleri gerekmektedir. Ancak bu şekilde AB’nin norm ve değerler açısından Türkiye için inandırıcılığını sürdürmesi söz konusu olacaktır. Aksi halde zaten kamuoyu desteği yerlerde sürünen Avrupa Birliği ideali kaybolup gitmek üzeredir.

Diğer Köşe Yazıları (11 köşe yazısı)